Archive for Bir Yaşıma daha Girdim

GELİN GİDEN ERKEKLER

Sumatra’da evlenen erkekler kız evine gidiyor. Bu adada erkek kadının soyadını alıyor ve karısı tarafından sokağa atılan erkekler için ‘sığınma odaları’ bulunuyor. İslâm coğrafyasındaki kadın gerçeğini ‘Duvarların Arkasında’ adlı belgeselle gözler önüne seren Ayşe Böhürler Endonezya’nın Sumatra adasında bu kez kadınların değil erkeklerin ‘kadın egemen’ düzende yaşadıkları mağduriyetlere tanık olduğunu söyledi.
Endonezya’nın 250 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük İslam ülkesi olduğunu hatırlatan Böhürler “Burada erkek egemen kültür hissedilmiyor. Kadınlar her yerde ve her görevde sıradan ve rahatlar” dedi. Endonezya’nın İslam’la en erken tanışan Batı Sumarta adasının çok farklı bir yapıda olduğunu belirten Böhürler Minankabau kültürünün egemen olduğu bu bölgede kadının erkeğe hakim olduğunu kaydetti. Böhürler’in anlattığına göre burada isim soy kadından geçiyor bütün miras kadına kalıyor. Evliliği kadın tarafı teklif ediyor ve mehri kadın ödü-yor; erkek kızın evine gidiyor. KAYNANALARINDAN YAKINIYORLAR Böhürler dünyanın pekçok ülkesinde kadınların sürdürdüğü hayat tarzının Batı Sumatra’da erkeklere nasıl yansıtıldığını şöyle anlattı: “Evden kovuldukları zaman hiçbir sosyal güvencesi olmayan erkekler için camilerde sığınma odaları bulunuyor. Sürekli kaynanalarından dert yanan erkekler evin de hizmetçisi. Karısı tarafından boşanan erkek ortada kalıyor ve acınası bir hale düşüyor. Karısı ölen erkek ise çoğu zaman sokakta kalıyor.”

(ekleyen üye: neon)

Zihin gücü

Bu öyküyü okuduğumda çok beğendim bu konuda birçok şey okumama rağmen beni en etkileyen öykülerden biridir. Sanırım gerçek bir öykü.

Konu Amerikalı yazar Denis Waitley’ in Empires of the mind kitabında geçiyor.

Nick adlı bir demir yolu işçisinin öyküsü bu.

Nick güçlü sağlıklı bir işçi. Demir yolu manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan, güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser biri, her şeyin en kötüsünü bekler ve başına kötü şeyler geleceğinden korkar. Bir yaz günü, tren işçileri ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden serbest bırakılırlar. Tamir için gelmiş olan ve ve manevra alanında bulunan bir soğutucu vagonun içine giren nick, yanlışlıkla içerden kapıyı kapatır, kendini vagonun içine kilitlemiş olur. Diğer işçiler Nick’in kendilerinden önce çıktığını düşünürler. Nick kapıyı tekmeler, bağırır, ama kimse duymaz. Gürültüyü duyanlarda bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda oldukları için pek kulak vermezler.

Nick burada donarak öleceğinden korkmaya başlar. “eğer buradan çıkamazsam burada kaskatı donacağım” diye düşünmeye başlar. İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer. Titremeye başlar. Eline geçirdiği bir kâğıda karısına ve ailesine son düşündüklerini yazar: “çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyuyabilsem, bunlar benim son sözlerim olabilir.”

Ertesi günü soğutucu vagonun kapısını açan işçiler, Nick’ in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü gösterir. Fakat bu olayı olağan üstü yapan, vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıydı. Vagonun iç sıcaklığı 18 derece idi, ve vagonda bol hava vardı. Nick’in korkusu onu donarak ölmesine neden olmuştu.

Evet, bu öyküde zihin gücünün insan vücudu üzerinde neler yapabildiğini anlatıyor. Bu tür olayların yaşandığı bilinmekte ve beynimizin vücuda neler yaptırabileceği bir çok farklı konularda biliniyor.

Bir yaşıma daha girdim

Bu başlık altında sizlere okuduğunuzda bir yaşıma daha girdim dedirtecek bilgilerden bahsedeceğim. Bazı gerçekler öyledirki hiç bilinmez ama hep içinde yaşar gideriz. öğrendiğimizde çok şaşırır ve bir yaşıma daha girdim deriz. İşte bu tarz bilmediklerimizi bu başlık altında sizlere sunacağım….